{"id":1664,"date":"2016-08-09T15:04:12","date_gmt":"2016-08-09T12:04:12","guid":{"rendered":"http:\/\/www.timisi.com\/?p=1664"},"modified":"2021-04-15T08:59:04","modified_gmt":"2021-04-15T05:59:04","slug":"muzik-nedir","status":"publish","type":"post","link":"http:\/\/www.timisi.com\/en\/2016\/08\/09\/muzik-nedir\/","title":{"rendered":"M\u00dcZ\u0130K NED\u0130R?"},"content":{"rendered":"<p style=\"text-align: justify\">\u00a0\u00a0 \u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0 M\u00fczik \u00fcst\u00fcne ilk d\u00fc\u015f\u00fcnceleri, yakla\u015f\u0131k ayn\u0131 zamanlarda biri eski Yunan&#8217;da, di\u011feri eski \u00c7in&#8217;de ya\u015fam\u0131\u015f olan Pythagoras (\u0130\u00d6 580-500) ile Konf\u00fc\u00e7y\u00fcs (\u0130\u00d6 551-478)&#8217;de, daha do\u011fru bir deyi\u015fle, Pythagoras\u00e7\u0131larda ve Konf\u00fc\u00e7y\u00fcs\u00e7\u00fclerde buluyoruz. Bu d\u00fc\u015f\u00fcncelerde ortak olan y\u00f6n, her iki g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcn de m\u00fczi\u011fi, birbirine ko\u015fut olarak varl\u0131k-bilimsel ve insanbilimsel tarzda ele alm\u0131\u015f olmalar\u0131 yan\u0131nda, daha sonraki y\u00fczy\u0131llarda m\u00fczik felsefesinde belki de en etkin ve yayg\u0131n bir anlay\u0131\u015f olarak g\u00f6r\u00fclecek olan &#8220;duyusal-etki \u00f6\u011fretisini&#8221; benimsemi\u015f olmas\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p style=\"text-align: justify\"><strong>KONF\u00dc\u00c7Y\u00dcS<\/strong><\/p>\n<p style=\"text-align: justify\">\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0 Konf\u00fc\u00e7y\u00fcs felsefesine ili\u015fkin metinlerde &#8220;m\u00fczik tonlar\u0131n bir verimi&#8221; diye tan\u0131mlan\u0131r. Ton da \u015f\u00f6yle belirlenir: &#8220;Duygular i\u00e7ten geldi\u011fi zaman ses halinde kendilerini g\u00f6sterirler. Bu seslerin bir s\u0131ra halinde konulmas\u0131na ton denir.&#8221; M\u00fczi\u011fin varl\u0131kbilimsel \u00f6zyap\u0131s\u0131 da \u015fu s\u00f6zlerle dile gelir: &#8220;M\u00fczik, g\u00f6k ve toprak aras\u0131nda bir ahenktir. (&#8230;) M\u00fczik g\u00f6kten meydana gelir.&#8221; Bu varl\u0131kbilimsel belirleme, antropolojik bir \u00f6zellik kazan\u0131r; insanla varl\u0131k aras\u0131nda m\u00fczik yoluyla ba\u011f kurulur: &#8220;M\u00fczik, insan tabiat\u0131n\u0131 uygun bir hale getiren bir unsurdur.&#8221;Tonlar\u0131n etik bir etkisi vard\u0131r. Ahenkle olu\u015fturulan m\u00fczik iyi ruhlar\u0131 y\u00f6netir, insan\u0131 etkileyen fena tonlar bozuk bir hava yarat\u0131r. &#8220;\u0130yi tonlar insana tesir eder ve iyi bir hava yarat\u0131r.&#8221; M\u00fczi\u011fin etkisi yaln\u0131zca tek tek insanlarla s\u0131n\u0131rl\u0131 kalmaz, b\u00fct\u00fcn toplumu, h\u00fck\u00fcmetin y\u00f6netimini, t\u00fcm \u00fclkeyi, \u00fclkedeki i\u015fleri de kapsar. M\u00fczik bozulursa, t\u00fcm bu \u015feylerde bozukluk meydana gelir.<\/p>\n<p style=\"text-align: justify\"><strong>PYTHAGORAS<\/strong><\/p>\n<p style=\"text-align: justify\">\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0 Pythagoras felsefesinde, matemati\u011fin ilkeleri olan say\u0131lar, ayn\u0131 zamanda varl\u0131\u011f\u0131n da ilkeleridir. Say\u0131 varl\u0131ksal bir \u00f6zyap\u0131dad\u0131r. T\u00fcm do\u011fada ilk olan \u015fey say\u0131lard\u0131r. Say\u0131larda armoni \u00f6zellikleri ve ba\u011f\u0131nt\u0131lar\u0131 bulunur. Evren armoni ve say\u0131d\u0131r. Evren, kendisinde egemen olan d\u00fczen ve uyum nedeniyle bir &#8220;kosmos&#8221; (d\u00fczen, t\u00fcm-d\u00fcnya d\u00fczeni) olarak adland\u0131r\u0131l\u0131r. Hareket eden g\u00f6k cisimleri belirli aral\u0131klarla ses \u00e7\u0131kar\u0131rlar. Aristoteles, Pythagoras\u00e7\u0131lar\u0131 kastederek \u015funlar\u0131 bildiriyor: &#8220;Birtak\u0131m kimselere g\u00f6re bu kadar b\u00fcy\u00fck cisimler hareket ederken ses \u00e7\u0131kmas\u0131 gerekir, zira y\u0131\u011f\u0131nca denk olmad\u0131klar\u0131 ne de o h\u0131zla yol almad\u0131klar\u0131 halde bizim d\u00fcnyam\u0131zdaki cisimlerde de bu g\u00f6r\u00fcl\u00fcyor. (&#8230;) Bunlar\u0131 ve bir de (ayr\u0131 ayr\u0131) aral\u0131klara dayanan h\u0131zlar\u0131n musikice nispetleri oldu\u011funu kabullendiklerinden y\u0131ld\u0131zlar\u0131n \u00e7epe\u00e7evre d\u00f6nmelerinden do\u011fan sesin harmonial\u0131 oldu\u011funu s\u00f6yl\u00fcyorlar. (Pythagoras\u00e7\u0131lara g\u00f6re) b\u00fct\u00fcn kosmos&#8217;a harmonia, guarte (3:4 oran\u0131), quinte (2:3 oran\u0131), oktave ( 1:2 oran\u0131) h\u00fckmeder.&#8221;Pythagoras m\u00fczikteki uyumun tamamiyle say\u0131ya dayand\u0131\u011f\u0131n\u0131, tellerin ya da borunun uzunlu\u011fu ile onlardan \u00e7\u0131kan ses perdeleri aras\u0131nda matematik bir ba\u011f\u0131nt\u0131n\u0131n oldu\u011funu bulgulayarak \u00f6ne s\u00fcrer. Bu bulu\u015funu o, y\u0131ld\u0131zlar, g\u00fcne\u015f ve ay gibi g\u00f6k cisimlerinin yery\u00fcz\u00fcne uzakl\u0131\u011f\u0131na da uygulayarak evrenin uyumlu sesler veren bir birlik olu\u015fturdu\u011fu kan\u0131s\u0131na var\u0131r. Kozmik hareketin bu d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcne insan ruhu da uyar. Bunu Pythagoras insan\u0131n hi\u00e7 \u015fa\u015fmayan bir yasaya uyarak \u00e7e\u015fitli insan ve hayvan bi\u00e7imlerine ebedi d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fc olarak anlad\u0131\u011f\u0131 ruh-g\u00f6\u00e7\u00fc \u00f6\u011fretisiyle dile getirir. B\u00f6ylece evren ve insan ayn\u0131 bak\u0131\u015f a\u00e7\u0131s\u0131ndan, ayn\u0131 ezeli-ebedi yasaya uyarak kavranm\u0131\u015f olur. Ayr\u0131ca Pythagoras\u00e7\u0131lar, m\u00fczikteki ahengin etkilerini de say\u0131ya dayand\u0131r\u0131yordu. Yerinde kullan\u0131ld\u0131\u011f\u0131 takdirde m\u00fczi\u011fin sa\u011fl\u0131\u011fa b\u00fcy\u00fck yard\u0131m\u0131 olaca\u011f\u0131n\u0131 kabul ediyorlard\u0131. V\u00fccudun temizlenmesi i\u00e7in nas\u0131l hekimlik sanat\u0131 ara\u00e7 ise, ruhun temizlenmesi i\u00e7in de m\u00fczik ara\u00e7t\u0131r.<\/p>\n<p style=\"text-align: justify\"><strong>KLAS\u0130K YUNAN<\/strong><\/p>\n<p style=\"text-align: justify\">\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0 Konf\u00fc\u00e7y\u00fcs\u00e7\u00fclerde ve Pythagoras\u00e7\u0131larda g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcm\u00fcz m\u00fczi\u011fin bir etki \u00f6\u011fretisi oldu\u011fu anlay\u0131\u015f\u0131, daha sonra Platon&#8217;da ve Aristoteles&#8217;te s\u00fcrerek klasik Yunan m\u00fczik kuram\u0131n\u0131 olu\u015fturur. Bu kuram\u0131n \u00e7ekirde\u011fini olu\u015fturan bu ethos (ahl\u00e2k) \u00f6\u011fretisinin, ba\u015fka bir deyimle, duyusal etki \u00f6\u011fretisinin temel d\u00fc\u015f\u00fcncesi \u015fudur: Seslerin hareketi ile insan ruhunun hareketlerini, gizemli bir benzerlik ba\u011f\u0131nt\u0131s\u0131ndan \u00f6t\u00fcr\u00fc birbirine ba\u011flayan m\u00fczik, ruh hareketlerini, tutkular\u0131, sevinci ve h\u00fczn\u00fc yaln\u0131zca yans\u0131tmaya de\u011fil, ayn\u0131 zamanda dinleyicide do\u011frudan do\u011fruya yeniden meydana getirmeye yetilidir. Ancak, dinleyicinin ruh ya\u015fam\u0131 m\u00fczik yoluyla etkilenirse, b\u00f6ylece bu sanat gizemli bir g\u00fcc\u00fc de ele ge\u00e7irmi\u015f olur. O, yanl\u0131\u015f kullan\u0131l\u0131rsa, k\u00f6t\u00fc sonu\u00e7lar do\u011furabilir. Bu nedenle Platon, tasarlad\u0131\u011f\u0131 ideal devletinde m\u00fczi\u011fin yeri \u00fczerinde \u00f6nemle durur. Ona g\u00f6re, devletin en y\u00fcksek \u00f6devi, yurtta\u015flar\u0131n\u0131 erdeme uygun tarzda e\u011fitmek, yeti\u015ftirmektir. O halde sorulur: &#8220;\u015eimdi bu yeti\u015ftirme nas\u0131l olacak?&#8221;Yan\u0131t a\u00e7\u0131kt\u0131r: &#8220;Beden i\u00e7in idman, ruh i\u00e7in m\u00fczik&#8221;ten ba\u015fka yol yoktur. Platon m\u00fczik e\u011fitimine s\u00f6z sanatlar\u0131n\u0131 da dahil eder. M\u00fczik ile s\u00f6z\u00fcn birlikte ele al\u0131n\u0131\u015f\u0131, sonraki y\u00fczy\u0131llarda da s\u00fcregelir. Platon&#8217;a g\u00f6re, &#8220;melodi \u00fc\u00e7 \u015feyin kar\u0131\u015f\u0131m\u0131d\u0131r: s\u00f6z, makam, ritim.&#8221; S\u00f6z konusunda, a\u011flamalara, vahlanmalara yer verilmez. Makam ve ritmin de s\u00f6zlere uymas\u0131 gerekir. H\u00fcz\u00fcnl\u00fc s\u00f6zlere uyan kar\u0131\u015f\u0131k Lydia, uzun Lydia ve benzerleri, gev\u015fek olan \u00e7\u00f6z\u00fck denilen Ionia ve Lydia makamlar\u0131 yurtta\u015flar\u0131 gev\u015fek, sarho\u015f, tembel yapaca\u011f\u0131ndan devlete sokulmayacakt\u0131r. Kabul g\u00f6ren makamlar ise, biri sava\u015f, di\u011feri bar\u0131\u015f zaman\u0131ndaki ya\u015fama uygun biri sert, di\u011feri yumu\u015fak iki makamd\u0131r. Sazlar da buna g\u00f6re se\u00e7ilir. Her t\u00fcrl\u00fc makam\u0131 \u00e7ala- bilen telli sazlara izin verilmez. Yaln\u0131zca lyra, kithara bir de k\u0131rlarda \u00e7obanlar\u0131n \u00e7ald\u0131\u011f\u0131 kavala bu devlette yer vard\u0131r. Ritimler de ayn\u0131 \u00f6l\u00e7\u00fcye g\u00f6re de\u011ferlendirilir. De\u011fi\u015fik, \u00e7ok \u00e7e\u015fitli ritimler istenmez; &#8220;hem yi\u011fit\u00e7e hem de \u00f6l\u00e7\u00fcl\u00fc bir hayata uygun olanlar\u0131&#8221; benimsenir. B\u00fct\u00fcn bunlardan ama\u00e7, m\u00fczik e\u011fitimi sayesinde yurtta\u015flar\u0131n iyi bir insan olarak yeti\u015ftirilmesidir. G\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc gibi Platon&#8217;da sanat ve m\u00fczik, tamamen insanda b\u0131rakt\u0131\u011f\u0131 duyusal etkiye g\u00f6re etik a\u00e7\u0131dan de\u011ferlendirilir, estetik kayg\u0131lar g\u00f6z ard\u0131 edilir.<\/p>\n<p style=\"text-align: justify\">\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0 Aristoteles (\u0130\u00d6 384-322) de sanat\u0131 ve m\u00fczi\u011fi ayn\u0131 a\u00e7\u0131dan g\u00f6r\u00fcr. Onun, m\u00fczik ve trajedi yoluyla dinleyicinin ruhunun k\u00f6t\u00fc duygulardan temizlenmesi diye tan\u0131mlayabilece\u011fimiz katharsis (temizlenme, ar\u0131nma) \u00f6\u011fretisinde temel kayg\u0131 etiktir: &#8220;Tragedyan\u0131n \u00f6devi, uyand\u0131rd\u0131\u011f\u0131 ac\u0131ma ve korku duygular\u0131yla ruhu tutkulardan temizlemektir.&#8221; \u0130zleyici, sahnede canland\u0131r\u0131lan bu t\u00fcr duygular veren olaylarla \u00f6zde\u015fle\u015fmek suretiyle, kendi i\u00e7inde bulunan ayn\u0131 tarz duygular d\u0131\u015far\u0131 \u00e7\u0131kar, b\u00f6ylece onlardan kurtulmu\u015f olur. Aristoteles, m\u00fczi\u011fi tragedyan\u0131n \u00f6nemli bir \u00f6\u011fesi olarak g\u00f6r\u00fcr. Ba\u015fka bir yerde de o, m\u00fczi\u011fin ruh e\u011fitiminde, ho\u015f vakit ge\u00e7irmede, tinsel tat almada oynad\u0131\u011f\u0131 rol \u00fczerinde durur. Ritim ve melodilerle \u00e7e\u015fitli ruh hallerinin yans\u0131t\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6yler. Bunlar\u0131n dinleyicide duygusal bir de\u011fi\u015fiklik meydana getirdi\u011fini dile getirmekle Aristoteles, m\u00fczi\u011fin duyusal etki \u00f6\u011fretisini benimser.<\/p>\n<p style=\"text-align: justify\">\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0 Ton tarzlar\u0131n\u0131n ve cinslerinin etik \u00f6\u011fretisinin ge\u00e7 Yunan m\u00fczik kuram\u0131nda daha sonraki geli\u015fimi de ayn\u0131d\u0131r. Bu durum, eti\u011finin dinsel-mistik genel geli\u015fim yolunda ge\u00e7 antik ve erken H\u0131ristiyan d\u00f6neme uygun d\u00fc\u015fer. Ne ki m\u00fczik, erken orta\u00e7a\u011fda eti\u011fin hizmetinde olmak yerine dinin hizmetinde rol almakla ancilla ecclesiae (kilisenin u\u015fa\u011f\u0131) damgas\u0131n\u0131 al\u0131r. An\u0131msanmal\u0131d\u0131r ki, t\u00fcm orta\u00e7a\u011f boyunca, dinsel dogmalar\u0131n ak\u0131lla kan\u0131tlanmas\u0131 \u00f6devini \u00fcstlenen felsefe de ancilla theologiae (il\u00e2hiyatin u\u015fa\u011f\u0131) diye adland\u0131r\u0131l\u0131r. M\u00fczik Yunan&#8217;da eti\u011fin hizmetinde iken orta\u00e7a\u011fda dinin hizmetine girer.<\/p>\n<p style=\"text-align: justify\">\u00a0\u00a0 \u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0 Cicero&#8217;nun bir \u00e7a\u011fda\u015f\u0131 olan Philodemus (\u0130\u00d6 110-40) ve daha sonra \u00fcnl\u00fc septik Sextus Empiricus (\u0130S 200-250), Pythagoras\u00e7\u0131, Platoncu, Aristoteles\u00e7i ve Stoac\u0131 \u00f6\u011fretilere kar\u015f\u0131 y\u0131k\u0131c\u0131 bir ele\u015ftiriye y\u00f6neldiler; seslerin hareketleri ile ruhun hareketleri aras\u0131nda i\u00e7sel bir ba\u011f\u0131nt\u0131n\u0131n bulundu\u011fu bi\u00e7imindeki duyusal etki \u00f6\u011fretisinin temel g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcn yaln\u0131zca bir kan\u0131 (doxa) oldu\u011funu s\u00f6ylediler. Onlara g\u00f6re, tonlar, kendi ba\u015flar\u0131na ruhun hareketlerini tek y\u00f6nl\u00fc olarak meydana getirmeye veya yeniden yans\u0131tmaya yetili de\u011fillerdir. M\u00fczik, tonlar\u0131n bir oyunundan ba\u015fka bir \u015fey de\u011fildir. Tonlar ve ton kombinasyonlar\u0131, i\u015fitmenin dolays\u0131z tat al\u0131m\u0131ndan ba\u015fka bir ere\u011fe sahip de\u011fildir. Bu kuram\u0131n izleri, modern felsefede Kant&#8217;\u0131n m\u00fczik esteti\u011finde g\u00f6r\u00fcl\u00fcr. M\u00fczik esteti\u011fi hakk\u0131nda septiklerin \u00f6nemi, onlar\u0131n duyusal etki \u00f6\u011fretisinin olumsuz bir ele\u015ftirisini vermelerindedir. Onlar\u0131n bu oyun kuram\u0131n\u0131n olumlu ilk ad\u0131mlar\u0131, bi\u00e7imselci bir m\u00fczik esteti\u011finden hen\u00fcz uzakt\u0131r. Kendi ba\u015f\u0131na ne antik duyusal etki \u00f6\u011fretisi hen\u00fcz bir i\u00e7erik esteti\u011fidir ne de septiklerin oyun \u00f6\u011fretisi bir bi\u00e7imsel estetiktir.<\/p>\n<p style=\"text-align: justify\"><strong>M\u00dcZ\u0130\u011e\u0130N VARLIK NEDEN\u0130 OLAN SES<\/strong><\/p>\n<p style=\"text-align: justify\">\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0 Tatmin edici bir m\u00fczik tan\u0131m\u0131na, basit bir bi\u00e7imde ses a\u00e7\u0131s\u0131ndan ula\u015fmak elbette m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir. Ancak belli bir zaman diliminde t\u0131nlayan sesin, m\u00fczi\u011fin yap\u0131 ta\u015f\u0131 haline nas\u0131l ve neden \u00f6yle geldi\u011fini betimlemek zorunlu g\u00f6r\u00fcn\u00fcyor. M\u00fczik hangi \u00e7a\u011fda ve toplumda, ne ama\u00e7la ve nas\u0131l yap\u0131l\u0131rsa yap\u0131ls\u0131n ve ad\u0131na ne denirse densin fiziksel bir fenomen olan seslere dayan\u0131r. Bizim ses dedi\u011fimiz \u015fey, biyo-k\u00fclt\u00fcrel \u00e7er\u00e7evede duyma e\u015fi\u011fi ile (kabaca sts 20-20.000) s\u0131n\u0131rlanan titre\u015fimlerdir. Bir nesnenin \u00fcretti\u011fi basit uyumlu hareket olarak t\u00fcm titre\u015fimler kula\u011f\u0131m\u0131z\u0131 uyarmad\u0131\u011f\u0131 ve beynimizde duyumlara yol a\u00e7an bir etkiye sahip olmad\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in ses de\u011fildir. Sesin olu\u015fmas\u0131 i\u00e7in kula\u011f\u0131 uyarabilecek nitelikte etkenler, bu etkenleri kesintisiz ve yeterli \u015fiddette ileten ortamlar ve etkenleri de\u011ferlendirebilecek nitelikte kulak ve beyin gereklidir. Bu \u00fc\u00e7 \u00f6\u011fenin birinin var olmamas\u0131 durumunda ses dedi\u011fimiz \u015fey olu\u015fmaz. M\u00fczi\u011fin yap\u0131 ta\u015f\u0131 olan sesler elbette ki, do\u011fal ya da do\u011fal olmayan yollardan ortaya \u00e7\u0131kan titre\u015fimleri yani basit uyumlu hareketleri i\u00e7erir. Dolay\u0131s\u0131yla m\u00fczik ya da m\u00fcziksel t\u0131n\u0131 dedi\u011fimiz \u015fey de, titre\u015fen bir nesnenin \u00fcretti\u011fi ses dalgalar\u0131ndan olu\u015fur. Bu ses dalgalar\u0131n\u0131n fiziksel kendilikleri d\u0131\u015f\u0131nda \u201cm\u00fczik\u201d olarak alg\u0131lanabilmesi ve kullan\u0131labilmesi toplumsal mutabakata ba\u011fl\u0131d\u0131r. Ba\u015fka bir deyi\u015fle bir m\u00fczik par\u00e7as\u0131nda ya da bir m\u00fczik t\u00fcr\u00fcnde gere\u00e7 olarak kullan\u0131lacak seslerin ne olaca\u011f\u0131 ve bu sesler aras\u0131ndaki ili\u015fkilerin nas\u0131l yap\u0131land\u0131r\u0131laca\u011f\u0131 sosyo-k\u00fclt\u00fcrel bir uzla\u015f\u0131ya dayan\u0131r. Bu y\u00fczden belli bir toplumda m\u00fczik olarak kabul edilen ifade k\u00fclt\u00fcr\u00fc, belli ses kaynaklar\u0131 kullanan ve onlar\u0131n titre\u015fim say\u0131s\u0131n\u0131 mutabakatla belirleyen, yani sabitleyen bir d\u00fczenlemeye sahiptir. Yani insanlar\u0131n alg\u0131 s\u0131n\u0131rlar\u0131 i\u00e7inde o topluma tan\u0131d\u0131k gelen sesleri do\u011frudan do\u011fruya bu sesler ya da aralar\u0131ndaki ili\u015fkilerden tan\u0131yabilece\u011fi ve bu nedenle de belli seslerden olu\u015ftu\u011funu kabul ettikleri bir dizge. Bu sistemin yap\u0131 ta\u015f\u0131 olan belirli frekansa sahip sesler, m\u00fczik dilinde art\u0131k perdedir. Yani nas\u0131l \u00fcretilirse \u00fcretilsin m\u00fczik i\u00e7in kullan\u0131lacak sesin ve \u00f6teki sesler aras\u0131ndaki ili\u015fkilerinin sabitlenmesi gerekir. Kar\u015f\u0131-k\u00fclt\u00fcrel ara\u015ft\u0131rmalar ve Klasik Bat\u0131 m\u00fczi\u011finin uzant\u0131s\u0131 elektronik m\u00fczik bize g\u00f6stermi\u015ftir ki, perde ve aral\u0131k ili\u015fkilerinin belirlenmedi\u011fi, yani sabitlenmi\u015f perdeler olmaks\u0131z\u0131n da m\u00fczi\u011fe sahip olmak pekala m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr.<\/p>\n<p style=\"text-align: justify\">\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0 19.y\u00fczy\u0131l\u0131n \u00fcnl\u00fc ele\u015ftirmeni Eduard Hanslick, m\u00fczi\u011fin t\u00fcm\u00fcn\u00fcn \u00f6ncelikli ve temel ko\u015fulu olarak \u201c\u00f6l\u00e7\u00fclebilir sese\u201d dikkat \u00e7ekerken bu konvansiyon i\u00e7indedir. Ona g\u00f6re b\u00fct\u00fcn do\u011fal sesler, ger\u00e7ekte hemen hemen frekanslar\u0131n s\u00fcreklilik i\u00e7inde dalgalanmas\u0131ndan olu\u015furken, m\u00fcziksel sesler sabitlenmi\u015f perdelerin kullan\u0131m\u0131 i\u00e7ermeleriyle do\u011fal olandan ayr\u0131l\u0131r. \u0130nsanlar\u0131n m\u00fczik dedi\u011fi \u015feylerin yap\u0131 ta\u015f\u0131 olan sesleri, toplumsal mutabakatla sabitle\u015ftirdi\u011fini ifade ederken, bu uzla\u015f\u0131n\u0131n tarih boyunca farkl\u0131 toplumlarda farkl\u0131 referans noktalar\u0131ndan hareketle yap\u0131land\u0131r\u0131lm\u0131\u015f oldu\u011funu da belirtmek gerekir. Elbette ki belirlenen sesler ve m\u00fcziksel perde haline gelen aral\u0131klar\u0131n, duyumsal sistemlerce nas\u0131l kodland\u0131klar\u0131na ili\u015fkin belli anlamlar\u0131 ve akustik \u00f6zellikleri vard\u0131r. Toplumsal uzla\u015f\u0131 ile \u201cuyu\u015fumlu\u201d olarak de\u011ferlendirilen aral\u0131klar, sadece Bat\u0131 k\u00fclt\u00fcr\u00fcnde de\u011fil, ayn\u0131 zamanda Bat\u0131l\u0131-olmayan m\u00fczik k\u00fclt\u00fcrlerinde de hakim olma e\u011filimindedir. Ancak t\u00fcm d\u00fcnya m\u00fczik k\u00fclt\u00fcrlerinde b\u00f6yle demek de\u011fildir. S\u00f6zgelimi sekizli aral\u0131\u011f\u0131 (oktav) bilmeyen topluluklar oldu\u011fu gibi, yaln\u0131zca \u00fc\u00e7, d\u00f6rt ya da daha yayg\u0131n olarak be\u015f sesten olu\u015fan (pentatonik) a\u015f\u0131t (scale) kullanan topluluklar vard\u0131r. D\u00fcnya k\u00fclt\u00fcrlerinin kulland\u0131\u011f\u0131 m\u00fczi\u011fin bilinen uyu\u015fumlu aral\u0131klara sahip olmas\u0131 \u00fczerine yap\u0131lan vurgu, asl\u0131nda m\u00fcziksel yap\u0131lar\u0131n bilimsel a\u00e7\u0131klamas\u0131n\u0131 sa\u011flamada \u00f6nemli bir k\u0131lavuz olmas\u0131ndan kaynaklan\u0131r. Toplumlar\u0131n kulland\u0131klar\u0131 seslerin ve bu sesler aras\u0131ndaki ili\u015fkilerin ve elbette bir sesin t\u0131nlama s\u00fcresinde ortaya \u00e7\u0131kan \u00fcst selenlerin (harmonics) do\u011fa yasalar\u0131na ba\u011fl\u0131 olup olmad\u0131\u011f\u0131, bu \u00e7er\u00e7evede tart\u0131\u015fmas\u0131 uzun s\u00fcre alan bir konudur. Farkl\u0131 toplumlar\u0131n birbirinden farkl\u0131 m\u00fcziksel a\u015f\u0131t yap\u0131lar\u0131 ve duyumsal sistemlerini yans\u0131tan armonik in\u015fa ile ili\u015fkili dokusu, do\u011fa yasalar\u0131na indirgenemeyecek kadar \u00e7e\u015fitlilik g\u00f6sterir. \u00c7o\u011fu kez iddia edildi\u011fi gibi, bu kesin bir bi\u00e7imde kula\u011f\u0131m\u0131z\u0131n bi\u00e7imlenmesi ya da do\u011fal i\u015fleviyle a\u00e7\u0131klanacak bir durum de\u011fildir. Elbette ki kula\u011f\u0131m\u0131z\u0131n do\u011fal i\u015flevinin yasalar\u0131 bu sonu\u00e7lanmada \u00f6nemli ve etkili bir rol oynamaktad\u0131r. B\u00f6yle oldu\u011fu i\u00e7in bu yasalar m\u00fczik sistemlerinin yap\u0131s\u0131n\u0131 ayakta tutmaktad\u0131r. Erken etnom\u00fczikoloji \u00e7al\u0131\u015fmalar\u0131, insan\u0131n m\u00fczik alg\u0131lamas\u0131n\u0131n \u00e7e\u015fitlili\u011fini ortaya koyarken, bunu do\u011falc\u0131 terimlerle de\u011fil, psiko-akustik ke\u015fiflerden t\u00fcreyen etkileyici yan\u0131tlar i\u00e7inde anlatm\u0131\u015ft\u0131r. Alexander J. Ellis (1821-1894) b\u00fct\u00fcn m\u00fcziksel a\u015f\u0131tlar\u0131n ve bu y\u00fczden de t\u00fcm m\u00fcziklerin matematiksel olarak tan\u0131mlanmas\u0131na, temel seslerle k\u0131smen ili\u015fkili fiziksel olgulara ve t\u0131n\u0131y\u0131 olu\u015fturan \u00fcst selenlerin say\u0131s\u0131 ve karakterine ba\u011f\u0131ml\u0131 olmas\u0131 gerekti\u011fi d\u00fc\u015f\u00fcncesini g\u00f6zden ge\u00e7irerek, bu yakla\u015f\u0131m\u0131n yetersiz oldu\u011fu sonucuna varm\u0131\u015ft\u0131r. Asya m\u00fcziklerinin belli a\u015f\u0131tlar\u0131n\u0131n bilimsel olarak \u00f6l\u00e7\u00fcm\u00fc g\u00f6stermi\u015ftir ki, en az\u0131ndan baz\u0131 m\u00fczik dizgeleri \u00e7ok farkl\u0131, yapay ve insan elinden \u00e7\u0131kmad\u0131r. Perdelerin ve t\u0131n\u0131lar\u0131n uyu\u015fumunun titre\u015fimleri ve oranlar\u0131n\u0131n, matematiksel oranlarla ili\u015fkilendirilen do\u011fal yasalardan t\u00fcremesi zorunlu de\u011fildir. Dolay\u0131s\u0131yla m\u00fczik yapma ve alg\u0131lama kapasitesi insan evriminde do\u011fal bir geli\u015fme de\u011fil, k\u00fclt\u00fcre \u00f6zg\u00fc bir s\u00fcre\u00e7 ve tercihtir. M\u00fcziksel t\u0131n\u0131n\u0131n do\u011fa yasalar\u0131 ile ili\u015fkili kavray\u0131\u015f\u0131 da akustik karma\u015f\u0131kl\u0131\u011f\u0131 art\u0131rma ustal\u0131klar\u0131 da, bu k\u00fclt\u00fcrel yap\u0131lanmalardan biridir. Bir yandan m\u00fczik tarihi di\u011fer yandan kar\u015f\u0131-k\u00fclt\u00fcrel ara\u015ft\u0131rmalar ve biyo-k\u00fclt\u00fcrel ve psikolojik alg\u0131lama \u00e7al\u0131\u015fmalar\u0131 g\u00f6stermi\u015ftir ki, kula\u011f\u0131m\u0131z\u0131n ayn\u0131 \u00f6zellikleri \u00e7ok farkl\u0131 m\u00fczik sistemlerinin kurulmas\u0131na ve temellenmesine olanak sa\u011flayabilmektedir. Bu, Levi Strauss\u2019un \u015fu \u00fcnl\u00fc s\u00f6z\u00fcn\u00fc hat\u0131rlat\u0131r <em>\u201cBinlerce farkl\u0131 ya\u015fam s\u00fcrd\u00fcrebilme \u015fans\u0131na sahip olarak ve bu donan\u0131mla do\u011fmam\u0131za ra\u011fmen, sadece bir ya\u015fam s\u00fcreriz\u201d<\/em> Bu yakla\u015f\u0131m\u0131, m\u00fcziksel alg\u0131lama ve yeterlik \u00f6l\u00e7\u00fctlerinin farkl\u0131 m\u00fczik k\u00fclt\u00fcrlerinde farkl\u0131 yollardan ortaya \u00e7\u0131kaca\u011f\u0131n\u0131 ve farkl\u0131 de\u011fer kalemlerine sahip olaca\u011f\u0131 aksiyomunu destekleyen bir arg\u00fcman olarak g\u00f6rebiliriz. Ba\u015fka bir deyi\u015fle toplumlar, ad\u0131na m\u00fczik ya da ba\u015fka isim verdikleri dizgelerini olu\u015fturmada bu se\u00e7me ve birle\u015ftirme i\u015flemini ger\u00e7ekle\u015ftirirler ve b\u00f6ylece onu k\u00fclt\u00fcrel hale getirirler. Blacking\u2019in ifade etti\u011fi gibi m\u00fcziksel bi\u00e7emler do\u011fan\u0131n insanlar\u0131 nas\u0131l etkilemi\u015f olmas\u0131ndan \u00e7ok, k\u00fclt\u00fcrel ifadelerinin bir b\u00f6l\u00fcm\u00fc olarak insanlar\u0131n do\u011fadan neyi se\u00e7ip tercih ettiklerine dayan\u0131r. Bununla birlikte m\u00fczik, sesin akustik \u00f6zellikleri ile ili\u015fkili olarak, uyu\u015fum (consanance) ve kak\u0131\u015f\u0131m (dissonance) ba\u011flam\u0131nda tart\u0131\u015f\u0131labilir. Ancak uzun zamand\u0131r bilinmektedir ki, m\u00fcziksel dizgeler do\u011fal (natural) de\u011fil, daha \u00e7ok yapma (artifical)d\u0131r. Zaten uyu\u015fum ve kak\u0131\u015f\u0131m, toplumsal bir grubun var olu\u015f modeline g\u00f6nderme yapan \u00f6\u011frenilmi\u015f uyarlamalard\u0131r. Demek ki gerek yan yana, yani ardarda, gerekse \u00fcst \u00fcste, yani birlikte i\u015fitilen seslerle ilgili uyu\u015fum yarg\u0131s\u0131, k\u00fclt\u00fcrel bi\u00e7imlendirmeye ba\u011fl\u0131d\u0131r. Kurumhansl bu \u00e7er\u00e7evede tonal uyu\u015fum ile m\u00fcziksel uyu\u015fum aras\u0131nda ay\u0131rt edici a\u00e7\u0131klamalar yapar. Tonal uyu\u015fum, uyumlu ya da ho\u015fa giden bir etki yaratan belli seslerin niteli\u011fini ifade eder. E\u015fzamanl\u0131 olarak t\u0131nlad\u0131\u011f\u0131nda ortaya \u00e7\u0131kan bu \u00f6zelli\u011fin kesin tan\u0131m\u0131 birbirinden farkl\u0131 bak\u0131\u015f a\u00e7\u0131lar\u0131na g\u00f6re de\u011fi\u015firse de, s\u00fcrekli bir tonal uyu\u015fumun yan\u0131 s\u0131ra aral\u0131k b\u00f6l\u00fcnmesinin d\u00fczeni \u00fczerinde bir uzla\u015fma vard\u0131r. Di\u011fer yandan m\u00fcziksel uyu\u015fum, sabit ya da gerilimden kurtulman\u0131n ve iyi \u00e7\u00f6z\u00fcl\u00fcmler olu\u015fturmas\u0131n\u0131n dikkate al\u0131nd\u0131\u011f\u0131 aral\u0131klara i\u015faret eder. Bu uyu\u015fum t\u00fcr\u00fc, g\u00fc\u00e7l\u00fc bir bi\u00e7imde m\u00fczik \u00fcslubuna ve ayn\u0131 zamanda aral\u0131klar\u0131n t\u0131nlad\u0131\u011f\u0131 belli bir ba\u011flama dayan\u0131r. Bu y\u00fczden m\u00fczikal uyu\u015fumun tonal uyu\u015fumla sadece kaba bir tekabil\u00fcyeti s\u00f6z konusudur (Krumhansl). Uyu\u015fumun, do\u011fa yasalar\u0131 ile ili\u015fkisi olsa da, akustik \u00f6zellikleri inceleme nesnesi olabilirse de, \u00f6teki de\u011fi\u015fkenler hesaba kat\u0131lmadan tan\u0131mlanmas\u0131 g\u00fc\u00e7t\u00fcr. Ya da tan\u0131mlan\u0131rsa da eksiktir. Bu de\u011fi\u015fkenler, \u00f6zellikle m\u00fcziksel alg\u0131lama \u00e7er\u00e7evesinde dinleyicilerin belli bir m\u00fczik gelene\u011fi ile ya\u015fad\u0131\u011f\u0131 deneyimdir. Krumhansl bu \u00e7er\u00e7evede Meyer\u2019in (1956) alg\u0131lama ve \u00f6\u011frenmenin psikolojik ilkelerine ili\u015fkin arg\u00fcmanlar\u0131n\u0131 hat\u0131rlat\u0131r. Buna g\u00f6re uyu\u015fum ve kak\u0131\u015f\u0131m, asl\u0131nda akustik bir fenomen de\u011fildir, daha \u00e7ok mental\/zihinsel bir \u00e7evreye yerle\u015fir, ve bu y\u00fczden tan\u0131mlanmalar\u0131 a\u00e7\u0131s\u0131ndan insan alg\u0131lamalar\u0131n\u0131 y\u00f6neten yasalara ba\u011fl\u0131d\u0131r. Dolay\u0131s\u0131yla da alg\u0131laman\u0131n ortaya \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131 ba\u011flama ve bu ba\u011flam\u0131n par\u00e7as\u0131 olan \u00f6\u011frenilmi\u015f tepki\/yan\u0131tsama \u00f6r\u00fcnt\u00fclerine (patterns) dayan\u0131r. Uyu\u015fum ve kak\u0131\u015f\u0131m do\u011fal dayanaklarla ortaya \u00e7\u0131kmasa da, aral\u0131k \u00f6zelliklerinin alg\u0131lamalar\u0131 ne nedensiz\/keyfi ne de rastlant\u0131sald\u0131r. Ancak do\u011fa bilimlerinin kat\u0131ks\u0131z ve mant\u0131ksal form\u00fclasyonlar\u0131n\u0131n m\u00fcziksel uyu\u015fum ve kak\u0131\u015f\u0131mla \u00e7ok az ilgisi vard\u0131r. Uyu\u015fum ve kak\u0131\u015f\u0131m belli bir m\u00fczik dilinin ve tarihinin yap\u0131sal ili\u015fkilerinden t\u00fcreyen uygun tepkilerdir (Krumhansl 1990:54).Krumhansl m\u00fcziksel sistemler ve alg\u0131lama yasalar\u0131n\u0131 do\u011fa ve sanat aras\u0131ndaki bir uzla\u015fma, bir \u00e7\u00f6z\u00fcme kavu\u015fturma olarak g\u00f6r\u00fcr. M\u00fcziksel sistemler ve alg\u0131lamalar bu anlamda do\u011fal ve sanatsal \u00f6gelerin bir bile\u015fimidir. Harstshorne\u2019un <em>\u201c\u015fark\u0131lar kaotik d\u00fczensizlik ve monoton d\u00fczenlilik aras\u0131ndaki estetik \u0131l\u0131ml\u0131l\u0131\u011f\u0131 anlat\u0131r\u201d <\/em>s\u00f6zlerini al\u0131nt\u0131layan Miller, de\u011ferlendirmesini bu \u00e7er\u00e7eve i\u00e7inden yapar. Ona g\u00f6re insan m\u00fczi\u011fi tonalite, ritm, aral\u0131k, ge\u00e7ki\/k\u00f6pr\u00fc, \u015fark\u0131 yap\u0131s\u0131, de\u011fi\u015fken ve belirlenmi\u015f ezgiler, do\u011fa\u00e7lama ve \u015fark\u0131 s\u00f6z\u00fc i\u00e7eri\u011fi gibi pek \u00e7ok unsur, ziyadesiyle rit\u00fcelle\u015fmi\u015f ve basmakal\u0131pla\u015fm\u0131\u015f \u00f6geleriyle d\u00fczen ve kaosun yararl\u0131 bir bile\u015fimini g\u00f6sterir. Her iki yakla\u015f\u0131m da, sonu\u00e7 olarak her k\u00fclt\u00fcrel\/m\u00fcziksel dizgeyi, kaostan ka\u00e7an insano\u011flunun d\u00fczenlemeler yapma, deneyiminden yap\u0131lar ve modeller kurma e\u011filiminin sonu\u00e7lar\u0131 olarak g\u00f6r\u00fcr. Dolay\u0131s\u0131yla m\u00fcziksel dizgelerin olu\u015fturulmas\u0131nda seslerin belirlenmesi, ne nedensiz\/keyfi ne de rastlant\u0131sald\u0131r. \u00dcstelik b\u00fcy\u00fck ya da k\u00fc\u00e7\u00fck, geni\u015f \u00e7apl\u0131 ya da yerel bir m\u00fczik gelene\u011fi olmas\u0131 durumu de\u011fi\u015ftirmemektedir. Ancak burada kaos ve d\u00fczenin yararl\u0131 bile\u015fimini, yani insani m\u00fcdahaleyi, do\u011fa ve sanat aras\u0131ndaki bir uzla\u015fma olarak kabul ederken, sanat teriminin kavramsal i\u00e7eri\u011fini geni\u015fletmek gerekir. Zira ba\u015flang\u0131\u00e7ta keyfi ve rastlant\u0131sal olsa da se\u00e7ilime tabi tutuldu\u011fu i\u00e7in k\u00fclt\u00fcrel hale gelen m\u00fczik ve yap\u0131sal \u00f6geleri, ayr\u0131 bir kategori olarak varl\u0131k alan\u0131 bulmayabilir ya da sanat etiketi ile kullan\u0131lmayabilir. Ba\u015fka bir deyi\u015fle m\u00fczik, geleneksel sanat anlay\u0131\u015f\u0131 d\u0131\u015f\u0131nda k\u00fclt\u00fcr\u00fcn herhangi bir prati\u011fini i\u00e7ine g\u00f6m\u00fcl\u00fc olabilir. Sanat; yapma, etme, yerine getirme ve uygulama becerisi olarak kabul edildi\u011finde problem ortadan kalkar. \u015eikago \u00dcniversitesinde ger\u00e7ekle\u015ftirilen ara\u015ft\u0131rmalar melodik sezgi taraf\u0131ndan alg\u0131lanabilen bin \u00fc\u00e7 y\u00fczden fazla ses perdesi oldu\u011funu g\u00f6stermi\u015ftir. Bu, elbette verili bir ara\u015ft\u0131rma \u00e7evresi i\u00e7in ge\u00e7erlidir. Ancak herhangi bir dizgeyi kullanan toplumun \u00fcyeleri i\u00e7inde uygulanm\u0131\u015f olmas\u0131 a\u00e7\u0131s\u0131ndan \u00f6nemlidir. \u0130ster b\u00fcy\u00fck ister k\u00fc\u00e7\u00fck ya da ister k\u00f6kl\u00fc ve yayg\u0131n olsun isterse yerel bir \u00e7er\u00e7evede kullan\u0131ls\u0131n, m\u00fczik dizgelerinin hi\u00e7 biri bu kadar perdeyi, insan\u0131n duyma e\u015fi\u011fi i\u00e7inde \u00fcretemez. Bat\u0131 tampere sisteminde piyano ya da perde frekans say\u0131s\u0131 olarak hemen hemen ayn\u0131 oldu\u011fu i\u00e7in orkestra \u00e7alg\u0131lar\u0131n\u0131n (en ince pikolo fl\u00fct, en kal\u0131n fagot) \u00e7\u0131kard\u0131\u011f\u0131 sesleri d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcn. Ya da Geleneksel T\u00fcrk Sanat M\u00fczi\u011finin e\u015fit yedirimli olmayan sisteminde \u00fcretilebilecek s\u0131n\u0131rl\u0131 say\u0131da perdeyi. Bu arg\u00fcman s\u00f6z konusu m\u00fczik geleneklerini de\u011fersizle\u015ftirmez. Kald\u0131 ki Bat\u0131 tonal sistemi Bat\u0131 uygarl\u0131\u011f\u0131n\u0131n en b\u00fcy\u00fck entelekt\u00fcel kazan\u0131mlar\u0131ndan biridir. Elbetteki Geleneksel T\u00fcrk Sanat M\u00fczi\u011finin de i\u00e7inde oldu\u011fu \u00c7in, Hindistan vb. modal dizgeler, Do\u011fu uygarl\u0131klar\u0131n\u0131n kazan\u0131m\u0131d\u0131r. Asl\u0131nda bu, irili ufakl\u0131 t\u00fcm m\u00fczik k\u00fclt\u00fcrleri i\u00e7in ge\u00e7erlidir. \u00c7\u00fcnk\u00fc hepsi de de\u011ferler ve me\u015frula\u015ft\u0131rmalar hiyerar\u015fisi i\u00e7inde bi\u00e7imlenmi\u015ftir. Bu \u00e7er\u00e7evede denebilir ki, m\u00fcziksel yap\u0131 a\u00e7\u0131s\u0131ndan m\u00fczik yapma \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fc diye bir \u015fey s\u00f6z konusu de\u011fildir. Zira b\u00fct\u00fcn m\u00fczik k\u00fclt\u00fcrleri birer sistem olarak denetleyici i\u015f g\u00f6r\u00fcrler. Ancak e\u011fer m\u00fczikten al\u0131nan zevk ya da g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fc i\u015flev, o m\u00fczi\u011fi olu\u015fturan yap\u0131sal s\u0131n\u0131rlamadan s\u0131yr\u0131lsayd\u0131, sonu\u00e7 elbetteki m\u00fczik olmazd\u0131. M\u00fczik onun i\u00e7in \u00f6\u011frenilmi\u015f davran\u0131\u015f diye tan\u0131mlan\u0131r. Ve onun i\u00e7in yap\u0131sal olarak denetim alt\u0131na al\u0131nan dizgeden \u00e7\u0131kan \u00fcr\u00fcnler, \u00f6\u011frenilmi\u015f davran\u0131\u015f olarak pek \u00e7ok sosyo-k\u00fclt\u00fcrel deneyimi hakim bir simgesel etkinli\u011fe d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcrme potansiyeli ta\u015f\u0131r. \u00dcstelik ona isim verme hakk\u0131n\u0131 ya da bir ba\u015fka k\u00fclt\u00fcrel etkinlik i\u00e7inde kullanma se\u00e7ene\u011fini elinde bulundurarak.<\/p>\n<p style=\"text-align: justify\"><strong>\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0 <\/strong>M\u00fczik insan do\u011fas\u0131n\u0131n bir par\u00e7as\u0131 olarak evrensel bir insan davran\u0131\u015f\u0131 ise, m\u00fczik denilen fenomeni bilimsel teoriler i\u00e7inde bulunan genel modellerle tan\u0131mlamak ve anlamak m\u00fcmk\u00fcn olmal\u0131d\u0131r. Alan Merriam m\u00fczi\u011fin kesin olmayan bir bi\u00e7imde evrensel bir davran\u0131\u015f oldu\u011funu s\u00f6ylerken asl\u0131nda dikkatlidir. John Blacking ise daha ihtiyatl\u0131d\u0131r ve ona g\u00f6re bilinen b\u00fct\u00fcn insan topluluklar\u0131n m\u00fczi\u011fi vard\u0131r, ancak bu, e\u011fitimli m\u00fczikologlar\u0131n m\u00fczik olarak kabul etti\u011fi \u015feydir. Ancak e\u011fitimli m\u00fczikolog ya da herhangi birinin g\u00f6z\u00fcnde ge\u00e7erli olan bir m\u00fczik, t\u00fcm k\u00fclt\u00fcrler \u00f6n\u00fcnde e\u015fit olarak ge\u00e7erli olacak bir m\u00fczik tan\u0131mlamas\u0131na bizi ula\u015ft\u0131rmaz. B\u00f6ylece m\u00fczik denilen \u015feyin t\u00fcm zamanlar ve yerlerde sorunsalla\u015ft\u0131rmaya a\u00e7\u0131k olmas\u0131 kal\u0131c\u0131d\u0131r. M\u00fczik, m\u00fczik dedi\u011fimiz\/m\u00fczik olarak d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc\u011f\u00fcm\u00fcz \u015fey olabilir de, olmayabilir de. M\u00fczik duygu (feeling) ya da duyarl\u0131l\u0131k (sensuality) olabilir, ancak m\u00fczik duygulanma (emotion) ya da fiziksel duyarl\u0131l\u0131k (physical sensation) ile yap\u0131lan bir \u015fey olmayabilir de. M\u00fczik dua ya da dans etmeye ili\u015fkin de olabilir de, olmayabilir de\u2026 Bohlman, M\u00fczi\u011fin k\u00fclt\u00fcrel bir evrensel oldu\u011funu s\u00f6ylerken, t\u00fcm insanlar\u0131n m\u00fczik terimine sahip olduklar\u0131n\u0131 s\u00f6yleyemiyoruz. Yani d\u00fcnyan\u0131n t\u00fcm toplumlar\u0131nda, do\u011frudan m\u00fczik olarak \u00e7evrilebilecek herhangi bir terimi bulunmuyor. Ancak tan\u0131mlanabilir herhangi bir k\u00fclt\u00fcrel prati\u011fe kar\u015f\u0131l\u0131k gelecek m\u00fczik terimi bulunmay\u0131\u015f\u0131, m\u00fcziksel olarak yorumlanabilecek bir etkinli\u011fin var olmad\u0131\u011f\u0131 anlam\u0131na da gelmiyor. M\u00fczik bu durumlarda, k\u00fclt\u00fcr\u00fcn i\u00e7ine g\u00f6m\u00fcl\u00fc olarak bulunuyor ve Bat\u0131l\u0131 anlamda bir m\u00fcziksel d\u00fc\u015f\u00fcnce d\u0131\u015f\u0131nda, bir ba\u015fka pratik i\u00e7inde g\u00f6r\u00fcl\u00fcyor. Kimi k\u00fclt\u00fcrlerde, m\u00fczik \u00fczerine d\u00fc\u015f\u00fcnmenin karma\u015f\u0131k kategorileri vard\u0131r. Ba\u015fka k\u00fclt\u00fcrlerde ise m\u00fczik \u00fczerine d\u00fc\u015f\u00fcnmek, hatta m\u00fczi\u011fi ayr\u0131 bir kategori olarak kabul etmek i\u00e7in herhangi bir neden olmayabilir. Dolay\u0131s\u0131yla m\u00fczik yerine ya da yan\u0131s\u0131ra, muhtemelen \u015fark\u0131 s\u00f6yleme, \u00e7alg\u0131 \u00e7alma, dinsel \u015fark\u0131, d\u00fcnyasal \u015fark\u0131, dans ve \u00e7ok say\u0131da mu\u011flak kategori bulunabilir. Bu t\u00fcr bir s\u00f6zc\u00fck da\u011far\u0131n\u0131n bulunmad\u0131\u011f\u0131 ve bizim (bat\u0131) m\u00fczik dedi\u011fimiz \u015feyin ya da herhangi bir bile\u015feninin bir ba\u015fka k\u00fclt\u00fcrel pratik i\u00e7ine g\u00f6m\u00fcl\u00fc oldu\u011fu durumlar olabilir. Bu durumda kendi m\u00fczik alg\u0131lamam\u0131z dahilinde bir m\u00fczik terimi ya da bunun yap\u0131sal unsurlar\u0131ndan birini aramak beyhude bir \u00e7abad\u0131r. Keil, Bat\u0131 Afrika da bir d\u00fczineden fazla de\u011fi\u015fik dil konu\u015fan topluluklarda m\u00fczi\u011fe kar\u015f\u0131l\u0131k gelecek bir terimi bo\u015f yere aray\u0131p durmu\u015ftur. Ames\u2019e g\u00f6re Nijerya havzas\u0131nda m\u00fczik i\u00e7in bir terim yoktur. McAllester\u2019e g\u00f6re Navajo halk\u0131n\u0131n m\u00fczik ya da \u00e7alg\u0131 i\u00e7in bir s\u00f6zc\u00fc\u011f\u00fc yoktur. Nettl, M\u00fczik terimine sahip olmayan, yani m\u00fczi\u011fin Bat\u0131l\u0131 anlamdaki anlam\u0131n\u0131 topyek\u00fcn kar\u015f\u0131lamayan k\u00fclt\u00fcrlerin dilinde, m\u00fczi\u011fin i\u00e7ine g\u00f6m\u00fcl\u00fc oldu\u011fu pratik \u00f6ne \u00e7\u0131kar. S\u00f6zgelimi Amerikan Karaayak (blackfoot) Yerlileri, m\u00fczik i\u00e7in temel a\u00e7\u0131klama olarak <em>Saapup<\/em> s\u00f6zc\u00fc\u011f\u00fcne sahiptirler. Bu kelime, bizim \u015fark\u0131 s\u00f6yleme, dans etme ve t\u00f6ren gibi ayr\u0131 ayr\u0131 kategorize etti\u011fimiz \u015feyleri tek bir s\u00f6zc\u00fck i\u00e7inde toplamas\u0131 anlam\u0131na gelir. Fildi\u015fi Sahillerinde ya\u015fayan Yakuba toplumunun <em>Ta<\/em> prati\u011fi de benzer bir birle\u015ftirmeye i\u015faret eder. Bu ve pek \u00e7ok Afrika topluluklar\u0131ndaki \u00f6rneklerde m\u00fczik, \u00f6teki k\u00fclt\u00fcrel davran\u0131\u015f \u00f6r\u00fcnt\u00fcleri ile birlikte toplumsal pratikler i\u00e7ine g\u00f6m\u00fcl\u00fc halde bulunurlar. Bu durum m\u00fczi\u011fin ba\u015fka etkinliklerle birle\u015ftirilmesini, ba\u015fka bir deyi\u015fle m\u00fczi\u011fin \u00f6teki etkinliklerden ayr\u0131\u015ft\u0131r\u0131lmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6sterir. Bohlman buna \u201ci\u00e7ine g\u00f6m\u00fcl\u00fc olma hali\u201d (embeddedness) ad\u0131n\u0131 verir. Pek \u00e7ok durumda bu, m\u00fczi\u011fin ona atfedilen bir ismi olmad\u0131\u011f\u0131 anlam\u0131na gelir. Ba\u015fka durumlarda ise m\u00fczi\u011fin belli niteliklerinin \u00f6zetlenmesi ve bu \u00f6zelliklere isimler verilmesi s\u00f6z konusudur. Dil m\u00fczikal olarak konu\u015fuldu\u011funda ya da mit m\u00fczikle aktar\u0131lan bir dil olarak i\u015f g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcnde i\u00e7ine g\u00f6m\u00fcl\u00fc olma hali sistemik olabilmektedir. Bohlman\u2019\u0131n ama\u00e7 ve s\u00fcre\u00e7 olarak g\u00f6nderme yapt\u0131\u011f\u0131 ontolojik ko\u015fullar\u0131n bu \u00e7er\u00e7evedeki ikincisine verdi\u011fi ad g\u00f6lgeleme\/an\u0131\u015ft\u0131rma (adumbration) d\u0131r. M\u00fczik bu durumlarda kendisini temsil etmez, ancak etkileri ya da varl\u0131\u011f\u0131n\u0131n ba\u015fka yerlerde oldu\u011fu kabul edilir. G\u00f6lgeleme\/an\u0131\u015ft\u0131rma, \u00f6zel olarak bir k\u00fclt\u00fcr\u00fcn (\u00e7o\u011funlukla dinin) m\u00fczik ontolojisi, m\u00fczi\u011fin mevcudiyetini inkar etti\u011finde ya da en az\u0131ndan belli bir m\u00fczik t\u00fcr\u00fcn\u00fc reddetti\u011finde (\u0130slam d\u00fcnyas\u0131nda Kuran\u2019\u0131n resitatif s\u00f6yleni\u015finin m\u00fczik olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131n \u00f6ne s\u00fcr\u00fclmesinde oldu\u011fu gibi) metafizik bir hal olarak etkili olur. S\u00f6zgelimi \u0130ran\u2019da musiki terimi, vokal m\u00fczik i\u00e7in de kullan\u0131l\u0131r, ancak \u00f6ncelikle \u00e7alg\u0131sal m\u00fczi\u011fe i\u015faret eder. Vokal i\u00e7in yayg\u0131n olarak okuma, ezberden okuma ve \u015fark\u0131 s\u00f6yleme olarak \u00e7evrilen bir kelime olan <em>handan<\/em> kullan\u0131l\u0131r. Yap\u0131s\u0131 ve t\u0131n\u0131s\u0131 d\u00fcnyasal klasik ve folk m\u00fczi\u011finden hayli farkl\u0131 olan kuran okumas\u0131, Araplardan bor\u00e7 al\u0131nan bir terim olan musikiye ait olarak g\u00f6r\u00fclmez. Dua okuyucusunun ya da m\u00fcezzinin ibadet \u00e7a\u011fr\u0131s\u0131n\u0131n [ezan] ezberden okunmas\u0131 da. Di\u011fer yandan ku\u015f\/b\u00fclb\u00fcl \u00f6t\u00fc\u015f\u00fc\/\u015fark\u0131s\u0131 (nightingale), \u0130ranl\u0131lar taraf\u0131ndan en az\u0131ndan insan \u015fark\u0131 s\u00f6ylemesi i\u00e7in bir model olarak ve onunla yak\u0131n ili\u015fkili dikkate al\u0131n\u0131r. Bu y\u00fczden \u0130ran s\u0131n\u0131fland\u0131rmas\u0131nda \u00e7alg\u0131sal m\u00fczik musikidir. Folk \u015fark\u0131s\u0131, pop\u00fcler \u015fark\u0131, klasik vokal m\u00fczik ve b\u00fclb\u00fcl ayn\u0131 kategoridedir. Kuran tilaveti ve okunmas\u0131 handand\u0131r. Bat\u0131dan d\u00fcnyan\u0131n geri kalan\u0131na herhangi bir paranteze alma e\u011filimi, hemen hemen her alanda bulan\u0131kl\u0131k yarat\u0131r. Asl\u0131nda bu bulan\u0131kl\u0131k \u00f6teki parantez i\u00e7in de ge\u00e7erlidir. Dolay\u0131s\u0131yla Bat\u0131l\u0131-olmayan toplumlar\u0131n m\u00fczi\u011fini tan\u0131mlama ve s\u0131n\u0131fland\u0131rmadaki g\u00fc\u00e7l\u00fck, Bat\u0131 toplumlar\u0131 i\u00e7in de ge\u00e7erlidir. Yani m\u00fczik tan\u0131mlamas\u0131 Bat\u0131 k\u00fclt\u00fcr\u00fc i\u00e7in hi\u00e7 az problemli de\u011fildir. Bruno Nettl, \u201cEtnom\u00fczikoloji \u0130ncelemesi\u201d\u00a0 ba\u015fl\u0131kl\u0131 kitab\u0131n\u0131n, \u201csesleri birle\u015ftirme sanat\u0131\u201d ba\u015fl\u0131\u011f\u0131n\u0131 verdi\u011fi b\u00f6l\u00fcm\u00fcnde, bir etnom\u00fczikolog olarak Bat\u0131 toplumu i\u00e7indeki m\u00fczi\u011fi tan\u0131mlama problemlerine de\u011finir. Ona g\u00f6re Amerikan akademi d\u00fcnyas\u0131nda \u00e7ok az ki\u015fi m\u00fczi\u011fi tan\u0131mlayabilir. M\u00fczi\u011fin ger\u00e7ekte ne oldu\u011fu konusunda da olduk\u00e7a farkl\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcr. Elektronik m\u00fczik, Rap ve Yerli Amerikan \u015fark\u0131lar\u0131n\u0131n m\u00fczik olmad\u0131\u011f\u0131na inanan m\u00fczikseverler ve bilim insanlar\u0131 ile tan\u0131\u015fm\u0131\u015f oldu\u011funu ifade ederken, Nettl asl\u0131nda bu meselenin hi\u00e7 de kolay olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 anlatmaya \u00e7al\u0131\u015f\u0131r. Kat\u0131ld\u0131\u011f\u0131 bir kokteylde, tan\u0131\u015ft\u0131\u011f\u0131 insanlarla neyin m\u00fczik neyin m\u00fczik olmad\u0131\u011f\u0131 \u00e7er\u00e7evesinde ge\u00e7en konu\u015fmalar\u0131 aktar\u0131rken, belki de bu y\u00fczden e\u011flenceli ve ironik bir dil kullan\u0131r. Diyalog bi\u00e7iminde anlatt\u0131\u011f\u0131 bir kesimin ard\u0131ndan, m\u00fczi\u011fi tan\u0131mlaman\u0131n Bat\u0131 k\u00fclt\u00fcr\u00fcnde de zor oldu\u011funu, Avrupa dillerinde m\u00fczik terimi \u00e7er\u00e7evesinde bile oybirli\u011fi olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 belirtir ve Almanca musik ve tonkunst ya da \u00c7ek dilinde mus\u0131ka ve hudba ayr\u0131m\u0131 gibi \u00f6rnekler verir. M\u00fczik nedir? sorusu, Nettl\u2019a g\u00f6re en uzmanla\u015fm\u0131\u015f ayr\u0131nt\u0131l\u0131 yay\u0131nlar\u0131n sat\u0131rlar\u0131 aras\u0131nda pusuya yatm\u0131\u015f olarak bulunur. Anla\u015f\u0131lan odur ki, bir \u015feyin m\u00fczik olup olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 belirlemede etnom\u00fczikologlar da g\u00fc\u00e7l\u00fck i\u00e7indedir, ancak buna ra\u011fmen, m\u00fczi\u011fin ne oldu\u011funu ge\u00e7erli bir \u015fekilde k\u00fclt\u00fcrleraras\u0131 olarak tan\u0131mlamak yine etnom\u00fczikolojiye d\u00fc\u015fmektedir. Nettl\u2019a g\u00f6re karma\u015f\u0131k bir toplumda m\u00fczik tan\u0131mlamas\u0131na en az\u0131ndan \u00fc\u00e7 bi\u00e7imde ula\u015f\u0131labilir. Birincisi; m\u00fczik hakk\u0131nda uzun ve yo\u011fun e\u011fitim alm\u0131\u015f olan toplumun kendi uzman\u0131na sorarak (ya da belki de s\u00f6zl\u00fc\u011fe bakarak). \u0130kincisi; m\u00fczi\u011fin ne oldu\u011fu \u00fczerine uzla\u015fma olup olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 belirlemek amac\u0131yla, geni\u015f \u00f6l\u00e7ekli olarak toplumun \u00fcyelerine sorarak, (muhtemelen bir anket formu kullanarak ve geni\u015f \u00e7apl\u0131 bir alana da\u011f\u0131tarak). \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc ise; insanlara sorular sorarak, onlar\u0131n d\u00fc\u015f\u00fcnceleri \u00fczerinde etkide bulunmadan ne s\u00f6ylediklerini ne yapt\u0131klar\u0131n\u0131 ve ne dinlediklerini g\u00f6zlemleyerek; s\u00f6zgelimi konsere giderek ya da plak\u00e7\u0131 d\u00fckkan\u0131na giderek, ya da hen\u00fcz yeterli olmasa da kokteyllere kat\u0131larak\u2026 Birinci kategori \u00e7ok mu\u011flakt\u0131r. Zira yan\u0131t\u0131n, bir uzman\u0131n uzmanl\u0131k alan\u0131n\u0131n ne oldu\u011funa ve oradaki deneyimine g\u00f6re de\u011fi\u015fik de\u011ferler i\u00e7erece\u011fi \u00e7ok a\u00e7\u0131kt\u0131r. Nettl\u2019\u0131n \u00f6rnek g\u00f6sterdi\u011fi s\u00f6zl\u00fckler ise Grove, Harvard S\u00f6zl\u00fc\u011f\u00fc (Apel), MGG (Blume) ya da Musik Lexicon (Reiman) gibi \u00fcnl\u00fc m\u00fczik s\u00f6zl\u00fckleri ve referans\/ba\u015fvuru kaynaklar\u0131d\u0131r. Bunlar\u0131n nerdeyse t\u00fcm\u00fcn\u00fcn m\u00fczik nedir gibi basit bir soruya yan\u0131t verme al\u0131\u015fkanl\u0131klar\u0131 yoktur. Ya da bu t\u00fcr sessizli\u011fin nedeni okurlar\u0131n, yani bu ba\u015fvuru kaynaklar\u0131n\u0131 kullananlar\u0131n, m\u00fczi\u011fin ne oldu\u011funu bildiklerini varsaymaktan kaynaklanmaktad\u0131r. \u0130kinci kategori, arad\u0131\u011f\u0131 uzla\u015fmay\u0131 istatiksel bir ba\u011flama yerle\u015ftirdi\u011fi i\u00e7in hayli aldat\u0131c\u0131 ve ciddi problemlere a\u00e7\u0131kt\u0131r. Zira verili bir \u00f6be\u011fin yapt\u0131\u011f\u0131 m\u00fczik tan\u0131mlar\u0131 aras\u0131nda bile ciddi farkl\u0131l\u0131klar vard\u0131r. Zaten istatisti\u011fin temelleri hem \u00e7o\u011fu kez a\u00e7\u0131k ya da tatmin edici de\u011fildir hem de kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131r\u0131labilirli\u011fi m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fc kategori ise belli insan topluluklar\u0131n\u0131n neyi neden dinledikleri, yapt\u0131klar\u0131 ve s\u00f6yledikleri \u00e7er\u00e7evesinde ele al\u0131nd\u0131\u011f\u0131, ve buna ili\u015fkin veri, g\u00f6r\u00fc\u015fme ve g\u00f6zlemle elde edece\u011fi i\u00e7in akla gelen ilk \u015fey etnom\u00fczikolojinin alan \u00e7al\u0131\u015fmas\u0131d\u0131r. O halde m\u00fczi\u011fin \u0130ngilizce ya da T\u00fcrk\u00e7e bir ortalama s\u00f6zl\u00fckteki \u201cm\u00fczik, duygu ve d\u00fc\u015f\u00fcncelerin ifadesidir\u201d, ya da \u201cm\u00fczik, bi\u00e7im g\u00fczelli\u011fi anlay\u0131\u015f\u0131yla ba\u011flant\u0131l\u0131 olarak sesleri ama\u00e7l\u0131 olarak birle\u015ftirmeyle ili\u015fkili g\u00fczel sanatlardan biridir\u201d tan\u0131mlar\u0131n\u0131 yeterli g\u00f6rmeyeceksek, m\u00fczi\u011fin hem Bat\u0131 hem de Bat\u0131l\u0131-olmayan k\u00fclt\u00fcrlerde \u00f6zg\u00fcl tan\u0131mlama gerektirdi\u011fini, bunun i\u00e7in de m\u00fczikden de\u011fil m\u00fcziklerden s\u00f6z etmek zorunda oldu\u011fumuzu kabul etmemiz gerekir.<\/p>\n<p style=\"text-align: justify\">\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0 M\u00fczik, her ne \u015fekilde adland\u0131r\u0131l\u0131rsa adland\u0131r\u0131ls\u0131n tarihler, de\u011ferler, uzla\u015f\u0131mlar, kurumlar ve onlar\u0131 ba\u011fr\u0131na basan teknolojilerle anlam kazan\u0131r. Nominalist stratejiler, m\u00fczik ontolojilerinin genellikle v\u00fccut buldu\u011fu politikalarda ola\u011fan\u00fcst\u00fc \u00f6neme sahiptir. Bu, m\u00fczi\u011fe atfedilen hegemonik evrenselli\u011fi koruma yerine, m\u00fcziklere mevcut fiiliyatlar olarak yakla\u015fman\u0131n ve k\u00fclt\u00fcrel olarak yorumlaman\u0131n alt\u0131n\u0131 \u00e7izer. Bohlman\u2019\u0131n a\u00e7\u0131k\u00e7a yapt\u0131\u011f\u0131 gibi, bu t\u00fcr yorumlay\u0131c\u0131 \u00e7abalar \u00e7ok y\u00f6nl\u00fc m\u00fczik ontolojilerini g\u00f6z \u00f6n\u00fcne al\u0131r. Burada m\u00fczik farkl\u0131, \u00e7ok y\u00f6nl\u00fc ve tek bir \u00e7er\u00e7eve i\u00e7inde tan\u0131mlanmayan m\u00fczikler olarak var olur. Bu \u00e7er\u00e7evede m\u00fczi\u011fin evrensel oldu\u011fu fikri kabul edilebilirdir, ancak bir aksiyom olmaktan \u00e7ok bir hipotez olarak. Bir m\u00fczi\u011fin evrensel oldu\u011fu fikri ise, kendisini merkezde g\u00f6ren ve t\u00fcm \u00f6tekileri \u00e7evreye yerle\u015ftiren bir kavray\u0131\u015f oldu\u011fu i\u00e7in, t\u00fcm evrensellik iddialar\u0131nda oldu\u011fu gibi \u00f6tekili\u011fi ve farkl\u0131l\u0131\u011f\u0131 anlamakta zorlan\u0131r. Evrensel m\u00fczik fikri, evrensel m\u00fczik tan\u0131m\u0131na uymayan \u00f6tekileri kendi \u00f6zg\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fcne indirgeyen genel bir modeli uygulama e\u011filimi ta\u015f\u0131r. O halde yukarda ifade etti\u011fim gibi \u00e7e\u015fitlili\u011fin, ba\u015fka bir deyi\u015fle k\u00fclt\u00fcrel farkl\u0131l\u0131\u011f\u0131n, yery\u00fcz\u00fcnde m\u00fczik olarak adland\u0131r\u0131lan her \u015feyin karakteristik \u00f6zelliklerini kapsayan, ilgili t\u00fcm de\u011fi\u015fkenleri ve de\u011ferleri bir araya getiren bir tan\u0131mlamay\u0131 zorla\u015ft\u0131rd\u0131\u011f\u0131 ortadad\u0131r. \u00c7e\u015fitlili\u011fin m\u00fczik incelemesinde y\u00f6ntem geli\u015ftirme ve kuram olu\u015fturman\u0131n dayana\u011f\u0131 haline getirilmesi, m\u00fczi\u011fin k\u00fclt\u00fcrden k\u00fclt\u00fcre de\u011fi\u015fen bile\u015fenleri ile ele al\u0131nmas\u0131 ve ona g\u00f6re belirlenmesi, m\u00fczik tan\u0131m\u0131n\u0131 kolayla\u015ft\u0131rabilir. Bu yakla\u015f\u0131m m\u00fczi\u011fin t\u00fcm bi\u00e7imlerinin, toplumlar\u0131n se\u00e7me s\u00fcrecinden ge\u00e7irilmesine, belirli bir gelene\u011fin s\u00fcrd\u00fcr\u00fclmesine, hangi de\u011ferli unsurlar\u0131n korunaca\u011f\u0131na, di\u011fer geleneklerden hangi unsurlar\u0131n se\u00e7ilece\u011fine karar verilebilmesine olanak tan\u0131r.<\/p>\n<p style=\"text-align: justify\"><strong><u>Kaynak\u00e7a<\/u><\/strong><\/p>\n<p style=\"text-align: justify\">&#8211; Blacking,John(1992) The Biology of Music-Making. <em>Ethnomusicology: an Introduction<\/em>. (ed.) Helen Myers.NY: W.W. Norton and Company<\/p>\n<p style=\"text-align: justify\">&#8211; Blacking, John1995)\u00a0 Music, Culture, and Experience. Chicago. University of Chicago Press.<\/p>\n<p style=\"text-align: justify\">&#8211; B,Philip V.(1999)Ontology of Music.<em>Rethinking Music.<\/em>(ed.)Nicholas Cook and Mark Everist. NY.Oxford Univ. Press.<\/p>\n<p style=\"text-align: justify\">&#8211; Burke, Peter(2000) Tarih ve Toplumsal Kuram. (\u00c7ev) Mete Tun\u00e7ay. \u0130stanbul. Tarih Vakf\u0131 Yay.<\/p>\n<p style=\"text-align: justify\">&#8211; Cook, Nicholas(1990)\u00a0 Music, \u0130magination and Culture. Oxford. Oxford University Press.<\/p>\n<p style=\"text-align: justify\">&#8211; Erol, Ayhan(2002)\u00a0 Pop\u00fcler M\u00fczi\u011fi Anlamak. \u0130stanbul. Ba\u011flam Yay\u0131nc\u0131l\u0131k.<\/p>\n<p style=\"text-align: justify\">&#8211; Krumhansl,Carol(1990) Cognitive Foundations of Musical Pitch. Oxford.Oxford University Press.<\/p>\n<p style=\"text-align: justify\">&#8211; Merriam, Alan P.(1964)The Anthropology of Music. Evanston. Northwestern University Press.<\/p>\n<p style=\"text-align: justify\">&#8211; Miller, Geoffrey(2001)\u00a0 Evolution of Human Music through Sexual Selection.<em> The Origins of Music.<\/em> (Ed.) N. Wallin, B. Merker, ve S. Brown. Cambrigde. Bradford Book, The MIT Press.<\/p>\n<p style=\"text-align: justify\">-M,Helen(1992)Ethnomusicology.<em>Ethnomusicology:an Introduction<\/em>.(ed.)Helen Myers. NY:W.W. Norton and Company.<\/p>\n<p style=\"text-align: justify\">&#8211; Nettl,Bruno(1983)The Study of Ethnomusicology:Twenty-nine Issues and Concepts. Urbana:Univ. of Illinois Press.<\/p>\n<p style=\"text-align: justify\">&#8211; Zeren, Ayhan(1988)M\u00fczi\u011fin Fiziksel Temelleri. Konya. Sel\u00e7uk \u00dcniversitesi Bas\u0131mevi.<\/p>\n<p style=\"text-align: justify\">&#8211; Yrd. Do\u00e7. Dr. Erol, Ayhan Dokuz Eyl\u00fcl \u00dcnv. GSF.M\u00fczik Bilimleri B\u00f6l\u00fcm\u00fc &#8211; \u0130zmir<strong><br \/>\n<\/strong>Cumhuriyetimizin 80. Y\u0131l\u0131nda M\u00fczik Sempozyumu, 30-31 Ekim 2003, \u0130n\u00f6n\u00fc \u00dcniversitesi, Malatya, Bildiriler,s.307<\/p>\n<p style=\"text-align: center\"><em>Ali Haydar T\u0130M\u0130S\u0130<\/em><\/p>\n<p style=\"text-align: center\"><em>\u00a0Kas\u0131m\u201905 \/ \u0130stanbul<\/em><\/p>\n<h6 style=\"text-align: center\">ALL RIGHTS RESERVED<\/h6>\n<h6 style=\"text-align: center\">T\u00dcM HAKLARI SAKLIDIR.<br \/>\nCOPYRIGH \u00a9 2016\u00a0 TMS REKLAM<\/h6>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>\u00a0\u00a0 \u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0 M\u00fczik \u00fcst\u00fcne ilk d\u00fc\u015f\u00fcnceleri, yakla\u015f\u0131k ayn\u0131 zamanlarda biri eski Yunan&#8217;da, di\u011feri eski \u00c7in&#8217;de ya\u015fam\u0131\u015f olan Pythagoras (\u0130\u00d6 580-500) ile Konf\u00fc\u00e7y\u00fcs (\u0130\u00d6 551-478)&#8217;de, daha do\u011fru bir deyi\u015fle, Pythagoras\u00e7\u0131larda ve Konf\u00fc\u00e7y\u00fcs\u00e7\u00fclerde buluyoruz. Bu d\u00fc\u015f\u00fcncelerde ortak olan y\u00f6n, her iki g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcn de m\u00fczi\u011fi, birbirine ko\u015fut olarak varl\u0131k-bilimsel ve insanbilimsel tarzda ele alm\u0131\u015f olmalar\u0131 yan\u0131nda, daha sonraki y\u00fczy\u0131llarda m\u00fczik felsefesinde belki de en etkin ve yayg\u0131n bir anlay\u0131\u015f olarak g\u00f6r\u00fclecek olan &#8220;duyusal-etki \u00f6\u011fretisini&#8221; benimsemi\u015f olmas\u0131d\u0131r. KONF\u00dc\u00c7Y\u00dcS \u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0\u00a0 Konf\u00fc\u00e7y\u00fcs felsefesine ili\u015fkin metinlerde &#8220;m\u00fczik [&hellip;]<\/p>\n","protected":false},"author":1,"featured_media":1633,"comment_status":"closed","ping_status":"open","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":[],"categories":[6],"tags":[],"_links":{"self":[{"href":"http:\/\/www.timisi.com\/en\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1664"}],"collection":[{"href":"http:\/\/www.timisi.com\/en\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"http:\/\/www.timisi.com\/en\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"http:\/\/www.timisi.com\/en\/wp-json\/wp\/v2\/users\/1"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"http:\/\/www.timisi.com\/en\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=1664"}],"version-history":[{"count":1,"href":"http:\/\/www.timisi.com\/en\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1664\/revisions"}],"predecessor-version":[{"id":2366,"href":"http:\/\/www.timisi.com\/en\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/1664\/revisions\/2366"}],"wp:featuredmedia":[{"embeddable":true,"href":"http:\/\/www.timisi.com\/en\/wp-json\/wp\/v2\/media\/1633"}],"wp:attachment":[{"href":"http:\/\/www.timisi.com\/en\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=1664"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"http:\/\/www.timisi.com\/en\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=1664"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"http:\/\/www.timisi.com\/en\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=1664"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}